Bu filmi izlerken kendimi ister istemez ana karakterin yerine koydum. Hayallerinin peşinden koşan, büyük hedefleri olan ama hayatın ona sürekli başka faturalar çıkardığı bir adamın hikâyesi bu. Başlangıçta her şey çok net gibi: Daha iyi bir hayat, daha çok para, daha güçlü bir gelecek… Ama işin içine duygular girince denge bozuluyor. Film bana şunu hissettirdi; insan bazen para için sevdiğinden, bazen sevdiği için tüm maddi güvenliğinden vazgeçebiliyor.
Adamın şansı film boyunca sürekli dönüp duruyor. Tam her şey yoluna girdi derken bir kayıp yaşıyor, düştü derken beklenmedik bir fırsat yakalıyor. Bu döngü bana hayatın kendisini hatırlattı. Ne kadar plan yaparsan yap, kader bazen tüm hesapları bozuyor. Film ilerledikçe anlıyorsun ki mesele aşk mı para mı sorusundan çok daha derin. Asıl soru, insanın kendi değerlerinden ne kadar ödün verebileceği.
Beni en çok etkileyen tarafı şu oldu: Hayallerinin peşinden koşarken farkında olmadan sevdiklerini geride bırakmak. Finali ise insana net bir cevap vermiyor, ama uzun uzun düşündürüyor. Bana göre bu film, başarı ile mutluluk arasındaki ince çizgiyi çok samimi bir şekilde anlatıyor.